Birbirine tip/fiyat/marka olarak yakın saatlerde öncelikle saatleri bileğinizde denemenizi öneriyorum. Bu deneme ilk önce kendi bileğinizde nasıl durduğu, bileğe takıp aynadan karşıdan baktığınızda nasıl durduğu ve karşınızda birisi varsa onun bileğine taktırıp nasıl durduğu. Bu 3 şeye de bakabilirsiniz. Sırf bu bahsettiğim detaylardan dolayı karar değiştiren bir çok kişi tanıyorum. Daha bugün bir arkadaşıma saat bakarken yaşadık 🙂
Bilezik kalitesi bu 2 saatte(Seiko Presage & Tissot PRX) farklı. Burada çeliğin işlenmesi, işçiliği, fırçalanması gibi bir çok detay giriyor. Bunu da saatleri elinize aldığınızda anlayabilirsiniz. Bazı çelikler daha dolgun olur, elinizde tok hissiyatı verir bazı çelikler halk arasında şangır, şungur diye tabir edilen hissiyatta olur bazı çelikler bunun ortasında kalır. Elinize aldığınızda bilezikle 2-3 saniye oynayın bu kaliteyi elinize daha fazla saat aldığınızda daha iyi anlayacaksınız. Hatta satış danışmanından bu saatlerin üst segmenti bir saat daha isteyin aradaki farkı net görün.

Bazı çelik işçiliklerinde iyi ışık oyunları olur. İyi bir ışığın altında saat bileğinizdeyken bileğinizi çevirin ve o ışık oyunlarını keşfedin. Böylelikle günlük hayatta takarken hangi saat sizleri kendine daha çok bağlayacak burdan da anlayabilirsiniz.
Tabii ki cam farkları. Daha önceden hep yazdığım gibi Seiko ısrarla hardlex kristal cam tercih ederken PRX safir cam kullanır. Eğer ben kullanırken dikkat edeceğim derseniz camın önemi kalmaz ama yine de kaş göz arasında bir şeyler olup çiziliyor.
Mekanizmalar arasındaki farklar kimisi için tercih sebebi olurken kimisi için olmaz. Burada mekanizmanın uzun süreli kullanımda herhangi bir arızası vb. bir şey var mı forumlardan bunları okuyun. Veya tanıdıklarınıza sorun. Ama bi tanesinde 80 saat güç rezervi varmış bi tanesinde 12 saat varmış bi tanesinde 48 saatmiş detayları her kullanıcının dikkatini çekmez. Çünkü her şeyden önce dışardan nasıl göründüğü daha önemlidir 🙂
Kasa ağırlığına da dikkat etmek gerekebilir. Ben de bunu yeni yeni öğrenmeye başladım. Bazı saatlerimde o ağırlıktan kaynaklı gün içerisinde çıkar tak yapabiliyorum. Daha önce kullandığınız saatlerin ağırlığına bakıp oradan yola çıkarak bunu da hesaba katabilirsiniz. Ufak ama önem verilen detaylardan.
Bunları unutup asıl odaklanmanız gereken asıl konu ise hikayeleri olabilir 🙂 Zamanımızın değerli olduğunu hikayeler güçlendirir. Markanın/modelin hikayesi de sizi cezbedecek durumdaysa o daha ağır basacaktır.
Saatlerinizin güzel zamanlarınıza eşlik etmesi dileğiyle…