Quartz Krizi…

Quartz saatlerin aslında bir devrim olduğunu biliyor muydunuz?

50’li yıllarda özellikle İsviçre markaları otomatik mekanizmaya bir çok yatırım yapıyordu. Bu yatırımlarla beraber aslında horoloji dünyası gün geçtikçe gelişmeye devam ediyordu. Önemli saat ustaları bu alanda yaptıkları çalışmalarla beraber çarklardan oluşan sistemlerin hem doğru zamanı göstermesi gerekiyordu hem de maliyet düşürmeye çalışıyordu. Tabii ki bu mümkün değildi. Özellikle o zamanın şartlarında 250-300 arası parçanın doğru şekilde yapılması ve birleştirilmesi pek de ufak maliyetler sebebi değildi.

İsviçre saatçiliği gelişmeye devam ederken en dakik saati yapmak için birisiyle daha yarışıyordu. Japonya. Japonya’nın bir çok endüstride kendini belli etmiş bir ülke olduğunu biliyoruz. Bu alanda da İsviçre’nin peşini bırakmadı. Otomatik mekanizmaların maliyetlerini o zamanın yıllarına göre düşündüğünde çok yüksek buldular. Fakat bu maliyeti düşürmek için de bir teknolojiye ihtiyaç vardı. Bir çok araştırmadan sonra o teknoloji bulundu ve geliştirmesini yapmaya başladılar. Peki o teknoloji neydi? Kuvars teknolojisi.

1920 yılında Walter Cady adında bir Amerikalı fizikçi, kuartz kristallerinin elektrik alanında olan değişikliklere karşı titreşerek tepki verdiğini keşfetti. Japonya bu keşfin farkına vardıktan sonra çalışmalara koyuldu. Fakat bu devrenin daha iyi çalışabilmesi için bir pile ihtiyaç vardı. Pil ihtiyacını da çözdükten sonra artık o devrim gerçekleşti. Quartz devrimi!

1969 yılında bir şey oldu. Seiko, Astron Quartz 35SQ isimli ilk ticari quartz saati olan modelini piyasaya sürdü. Bilinenin aksine o zamana göre pahalı bir saatti. Fakat Japonya bu işin peşini bırakmadı. Artık teknoloji geliştikten sonra dakik, dayanıklı ve ucuz maliyetli saat teknolojisini geliştirdi. Ve İsviçre saat dünyası büyük bir sallantıya girdi. Büyük markalar ne yapacağını düşünürken Seiko artık bu devrimi gerçekleştirmişti. O zamanın bir çok markası fabrikayı kapatmak zorunda kaldılar. Büyükler de bu devrime ayak uydurmak zorundaydı. Rolex 5100 referans numaralı quartz saatini duyurdu. Ama istenilen bu değildi. Horoloji dünyasında 250-300 parçanın bir araya gelerek dakikliği vermesi beklenirken bir pil bütün dünyayı değiştirdi. Peki İsviçre bu devrimden nasıl kurtuldu?

İsviçre saatçiliğinin kurtarıcısı Swatch…

Quartz krizinde bir çok büyük markanın zarar gördüğünü yazmıştık. O dönemde yapılan mekanik saatlerin maliyetleri epey artınca Quartz saatler piyasayı ciddi sarmıştı. Japonya, Casio ve Seiko’daki bu hareketle saat dünyasını ele geçirmişti. Ama unuttukları pazarlama dehası bir isim vardı. Nicolas Hayek.

Hayek, annesinin ikinci vatanı olan İsviçre’de doğdu. Matematik, fizik gibi bölümleri okumaya çalıştı fakat başaramamıştı. Bunun sonrasında bir sigorta şirketinde çalışmaya başlamıştı. O dönem İsviçre ekonomisi kötüye giderken USB bankası bu durumdan kurtulmak istiyordu. Saatçilik ekonomisinin sorunlarını bir danışman şirketle çözmek için kollarını sıvadılar. O danışmanlık şirketinde de bir isim vardı. Nicolas Hayek.

Nicolas, markaların geçmişlerine odaklandığında marka odağını kaçırdıklarını görmüştü. Sorunu çözmek istiyordu. Bu sorunun çözümü aslında Swatch markasıydı. Japon arkadaşlar büyük bir pastayı ele geçirdikten sonra İsviçre’nin bir harekete ihtiyacı vardı. Maliyeti düşük, pilli, İsviçre yapımı ve farklı olacak saatlerdi. Hayek, bu markayı kurarken ağırlıklı olarak dönemin gençlerine renkli bir şekilde hitap etmek istiyordu. Eminim ki Swatch’u duymayanımız yoktur. İşte Hayek’in de yapmak istediği buydu. Hayek, firmaların fazlasıyla teknolojiye ve mekaniğe odaklandığını düşünüyordu. Onun yapmak istediği marka imajını farklılaştırmak ve müşterilere farklı ve güzel saati vermekti.

Tv reklamları, broşürler derken Swatch büyük bir patlama yapmıştı. Bu patlamayla beraber İsviçre saat sektörü tekrar canlandı ve büyük markalarda eski odağına dönebildi. Bunun sonrasında da Swatch sadece bir marka olarak kalmayıp bir Group olarak hayatına devam ediyor. Aslında bugün gördüğünüz bir çok markanın sahibi Swatch Group. Bu markalar neler; Breguet, Omega, Longines, Rado, Tissot, Blancpain, Certina, Mido, Hamilton gibi markaları barındıran Swatch Group aslında saat dünyasında da önemli bir yere sahip. Bu da Hayek’in büyük bir başarısı.

Harika saatlerinizin güzel zamanlar göstermesi dileğiyle…

Previous Article

Bir deha: George Daniels

Next Article

İlk Pilot Saati: Cartier Santos

Write a Comment

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir